14 Ekim 1925’te İzmir Kız Öğretmen Okulu’nu ziyaretlerinde öğrenciler, Atatürk’e “Hayatta musiki lazım mıdır?” sorusunu sorarlar.
Atatürk: “Hayatta musiki lazım değildir. Çünkü hayat musikidir. Musiki ile alakası olmayan mahlukat insan değildir. Eğer mevzuu bahis olan hayat insan hayatı ise, musiki behemehal vardır. Musikisiz hayat zaten mevcut olamaz. Musiki hayatın neşesi, ruhu, süruru ve her şeyidir. Yalnız musikinin nev’i şayan-ı mütalaadır.”
Bu Atatürk’ün müzik konusundaki evrensel görüşüdür. Müziğin insan hayatındaki önemine işaret ederek, dinlenecek müziğin çeşidine de dikkat çeken Atatürk, her konuda olduğu gibi Türk Müziği konusunda da yenilikler yapmak istemiştir.
Çağımızda emperyalist işgali süpüren ilk ulusal direnişin ertesinde, tam bağımsız bir devlet olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti, “çağdaşlaşma” amacına ulaşabilmek için, devletin ve toplumun yapısında köklü dönüşümlere yönelmiştir. Bu dönüşüme ışık getiren “Aydınlanma Felsefesi”ni sindirmiş olan Mustafa Kemal, toplumsal ve kültürel yapıyı modern anlamda hızla değiştirecek atılımlara girişmek amacıyla bağımsız ve çağdaş bir kültür politikasını temel almıştır. Müzik sanatını da içeren bu sıçramalı kültür politikasına ilişkin karar ve uygulamalar, cumhuriyetimizin kurulmasından hemen birkaç ay sonra yaşama geçmeye başlamıştır.
Devamını oku: Cumhuriyetin Kuruluş Döneminde Müzik Sanatındaki Atılımla